KIYAMET
- Gardenya

- 14 May 2020
- 2 dakikada okunur
Sabah soğuk ter atarak uyandım. Hayatımda ilk defa bu kadar kötü bir rüya gördüm. Bilim, rüyalar yedi saniye sürer diyor ama bu rüya çok daha uzundu. Kahvemi doldurdum ve bir yudum aldım. Rüyamda kıyameti görmüştüm. Öyle bir kıyamet ki Dünya’da sadece insan ırkı kalıyordu. Öyle bir rüyaydı ki başka hiçbir nesil kalmıyordu. Gördüm; bir adam vardı, ufak bir kediyi vahşice ayaklarıyla eziyordu. Kedinin acı içinde miyavlamasını gördüm, gördüm ama hiçbir şey yapamadım. Bu vahşet karşısında sadece seyirci kaldım. Gördüm bir adam vardı, köpeğinin yemeğine fare zehri katıyordu. Haftalarca aç kalmış köpek bu yemeği yiyordu, yedikten sonra acı içinde hırlıyordu. Köpeğin gözlerine kan dolmuşta, ağzından salyaları köpürüyordu. O adamlar köpeğe verdiği acıdan haz alıyorlardı. Köpek acı çektikçe arkadakiler gülüyordu, köpeğin çektiği acıya gülüyordu. Ben ise sadece seyirci kaldım bu olaya. Arkamı döndüğümde ucu bucağı görünmeyen bir okyanus karşımda duruyordu. Sahile gidip sanki hiçbir şey yaşanmamış gibi yürüyordu. Sahilde ki deniz kabuklarını tek tek toplarken bir gemi sesi duydum. Kafamı okyanusa çevirdiğimde ise büyük bir yük gemisi gördüm. Gemi tertemiz suyu arkasında bıraktığı petrol kalıntılarıyla kirletiyordu. Yanlış görmüyordum, masmavi okyanus bir anda kapkara olmuştu. Okyanusun yanına gittiğimde ise bir sürü balık sahil kenarında can çekişiyordu. Birkaç insan balıkları bir kaba koyup pazarda satmaya gidiyordu. Ben bir şey diyemiyordum, sanki birisi dilimi kesmiş konuşamıyordum. Sadece olanları seyrediyordum yüzümde ki şaşkın ifadeyle. Bütün bu olanlardan sonra doğallığın zirve yaptığı ormana gittim. Ormanda bir söğüt ağacının altında otururken sesler duyuyordum. Hayır, buraya gelmiş olamazlardı. Kafamı çevirdiğimde gözlerime inanamadım, ormanda ki bütün ağaçları telef ediyorlardı. Birkaç ormancı bütün ağaçları kesiyorlardı. Sadece ağaçları değil, ormanda yaşayan hayvanları da öldürüyorlardı. Bu yerden kaçmam lazımdı. Kaçtım, beton kaplı şehirden kaçtım. Kaçarken gördüğüm manzaralar hala aklımda. Çevreden birkaç insan fare topluyordu. Bu fareleri ayrı ayrı kaplara koyduktan sonra farelere ayrı ayrı iğnelerle farklı sıvılar enjekte ediyordu. Bazı fareler eriyordu, bazı fareler acı kendisini yiyordu. Adeta canavarlaşıyorlardı. Artık dayanamayıp gözlerimi kapattım ve yere yığıldım. Ayağı kalktığımda gökyüzü dumanla, etrafım betonla, okyanuslar ise petrolle kaplıydı. Adım attığım her yerde ölü hayvanlar vardı. Kendimizi yok etmiştik aslında. Sadece insanlar yaşıyordu Dünya’da. Artık ağaçlar yoktu, kendi nefesimizde boğuluyorduk. Artık temiz su yoktu, kendi kirimizden susuz kalmıştık. Artık başka bir hayvan yoktu, dengemiz bozulmuştu. Tam sıra bize gelmişken soğuk ter atarak uyandım. Kendimi sorguladım, acaba bu kıyametin sebebi o insanlar mıydı? Yoksa hiçbir şeye sesini çıkarmayan ben mi?
Emre DUMAN







Yorumlar