Şemsiye
- Gardenya

- 11 May 2020
- 2 dakikada okunur
Neden hep kendimizi düşünüyoruz? Empati kurmamız gerekli değil mi? Aslında empati sadece karşımızda ki insana kurulmaz. Karşımızda canlı veya cansız ne varsa onları düşünüp empati kurabiliriz. Mesela siz bir şemsiye olsaydınız hayatınız nasıl olurdu? Kısa bir şekilde bir şemsiyenin hayatına göz atalım.
Siz Çin’de herhangi bir fabrikada Dünya’ya gelen bir şemsiyesiniz. İnsanlar sizin parçalarınızı topraktan çıkartıyor, kızgın ateşlerde iskeletinizi ısıtıyor ve size şekil veriyor. Sonucunda siz ortaya çıkıyorsunuz. Fabrikadan çıktıktan sonra tek tek paketleniyorsunuz. Burada sadece siz yoksunuz, sizin gibi binlerce şemsiye var ama herkes ayrı paketlendiği için siz sadece kendinizin olduğunu sanıyorsunuz. Sadece ben varım diye düşündüğünüzden kendinizi özel hissediyorsunuz. Siz ayrı ayrı paketlendikten sonra bir alana getiriliyorsunuz. Burada sizin gibi binlerce şemsiye olduğunu görüyorsunuz. Az önce kendinizi özel hissediyordunuz ama şimdi kendinizin sıradan bir şemsiye olduğunu anlıyorsunuz. Karton bir kutunun içine siz ve sizin gibi olan bir sürü şemsiye koyuluyor. Burası küçük bir alan olmasına rağmen çok fazla şemsiye var ve siz bundan rahatsız oluyorsunuz. Rahatsız olmanız bir şey ifade etmiyor çünkü siz artık bir kölesiniz. Sizin parçalarınızı birleştiren kişinin bir kölesisiniz. Farklı ülkelere satılmak için gemilerle yolculuk yapıyorsunuz. O kadar yoldan sonra Fransa’da bir mağazaya geliyorsunuz. Burada sizi köle olarak tutuyorlar ama siz bunun bile farkında değilsiniz çünkü sadece doğduğunuz yer olan Çin’de kölelik var sanıyorsunuz. Fransa’da sizi satın alan kişiyi kurtarıcınız olarak görüyorsunuz ve o kişiye bağlanıyorsunuz. Bilmediğiniz bir şey var. O adam sizi parayla satın aldı ve o kişi sizi hala köle olarak görüyor. Zaten sizin de fikirleriniz çıkan ilk yağmurda değişiyor. Daha önce görmediğiniz bir soğukluk ve ıslaklık. Siz ıslanırken sahibiniz sizin sayenizde kuru kalıyor. Siz, sahibinizin size iyi bakacağını sanıyorsunuz fakat o sizi kurulamadan evin bir köşesine atıyor. Orada kendi kendinize öğrenmeye başlıyorsunuz ama artık gerçekleri öğrenmenin bir anlamı yok çünkü siz bir kölesiniz. Gerçekleri öğrendikten sonra sahibiniz sizi aylar, yıllar boyunca kullanıyor. Artık bu acıya dayanamıyorsunuz ve kırılıyorsunuz. Siz kırılınca o aylar, yıllar bir anda unutulup gidiyor. Kendinizi bir çöpün içinde buluyorsunuz. Aslında o çöpün içinde daha huzurlusunuz çünkü çöplükte ki diğer eşyalar da sizin gibi bir köle. Sizin ne yaşadığınızı bildikleri için size karşı anlayışlı davranıyorlar. Çöpte ki bu huzur da çöp arabası gelene kadar sürüyor. Çöp arabası geldikten sonra artık sizin çöp dağında ki herhangi bir çöpten farkınız kalmıyor.
Siz bir şemsiyesiniz, sakın para karşılığında kendinizi bir kişiye bağlamayın. Eğer bağlarsanız çöp dağında ki herhangi bir çöpten farklı olamazsınız…






Yorumlar