SALGIN
- Gardenya

- 12 May 2020
- 2 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 13 May 2020
Güneşin odamı aydınlattığı ilk dakikalarda hafif bir öksürükle uyandım. Eşim yorgana sarılmış uyuyordu. Halsiz bir şekilde mutfağa doğru gittim ve bir bardak su içtim. Eşime birkaç basit kahvaltılık çıkardıktan sonra uyandırmak için yanına gittim. Odaya girdim ve sessizce eşime sarılıp kulağına “Günaydın.” diye fısıldadım. Eşim hafif bir tebessümle uyandı ve bana sarıldı. Bana sarıldıktan sonra bırakmaması lazımdı ama bıraktı. Gözümün içine derince baktıktan sonra eliyle alnımı kontrol etti. Ayağı kalkıp “Hayatım, ateşin var senin. İstersen hastaneye gidelim.” dedi. Sadece basit bir ateş diye düşündüm ama her gün haberlerde korona virüs ile ilgili şeyler duyuyordum. Eşime, basit bir ateş olduğunu, ateş düşürücü ilaç içince geçeceğini söyledim. Ardından kızım içeriden bana seslendi, “Anne, şarj aletim nerede?” diye sordu. Kızıma şarj aletini verdim ve tam odadan çıkacakken bana sarıldı. Bana, beni ne kadar sevdiğini söyledi. Ben birkaç ateş düşürücü ve öksürük ilacı içip yatağıma uzandım. Kalktığımda saat 18.06’yı gösteriyordu. Eşimin ailesi akşam bize yemeğe gelecekti. O nedenle kızıma masayı hazırlamasını söyledim ve yemek yapmaya başladım. Aradan iki saat geçtikten sonra misafirler gelmişti. Hepsini kapıda karşıladıktan sonra elimi yüzümü yıkamak için lavaboya gitmiştim. Ateşimin hala düşmediğini fark ettim ve boğazlarımın ağrısı artmıştı. Kimseye hiçbir şey belli etmeden içeriye gittim ve güzel bir şekilde akşam yemeğini yedik. Saat 22:43’ü gösteriyordu kızımı yatağına yatırdım ve alnına bir öpücük kondurdum. Sabaha karşı şiddetli öksürük ile yatağımdan kalktım. Eşim endişe ve korku içinde bana bakıp, “İyi olduğuna emin misin?” diye sordu. Kendimi iyi hissetmediğimi söyledim. Dolabı açıp ateş ölçer aleti çıkarttı, ateşim 39.3 derece çıkmıştı. Eşim, kızım ve ben en yakınımızda ki hastanenin aciline gittik. Ufak bir test yaptılar. Aradan yarım saat geçtikten sonra yanıma özel kıyafetli üç kişi geldi. Bize “Sizi karantinaya almamız gerek Covid-19 virüsü tespit ettik.” dedi. İlk aklıma gelen ailem olmuştu, onlar için çok endişeliydim. Aradan 1 saat geçtikten sonra yanıma özel kıyafetli bir hemşire yaklaştı,”Kızınız ve eşinizde de Covid-19 tespit ettik.” dedi. O an sanki başımdan aşağı kaynar su dökülmüştü. Benim suçumdu, en başından hastaneye gelmeliydim diye sonu keşke ile biten tonlarca cümle geçiyordu kafamın içinden. Özel kıyafetli iki hemşire gelip beni alıp bir odaya götürmüşlerdi. Gıda, temizlik, kıyafet gibi bütün ihtiyaçlarımı karşıladılar. Ne olursa olsun aklım hep ailemdeydi. Aradan 16 gün geçmişti, ben iyileşiyorum ve yakında taburcu olacaktım. Ailemi görme sevinci ve mutluluğu içinde kendi kendime şarkılar söylüyordum ta ki eşim içeri girene kadar. Virüsü yendiğini öğrenmek beni çok mutlu etmişti. Bana doğru yaklaşıp “Gizem, çok üzgünüm.” diyerek ağlamaya başlamıştı hiçbir şey anlamıyordum. Ona neler olduğunu sordum ve bana “Kızımız..” dedi. Titreyerek “Ne oldu Reina iyi mi?” diye sorduğumda, “Üzgünüm onu kurtaramadık.” dedi. O anı tarif edemiyorum, o kadar kötü ve üzgün hissediyordum ki kendimi… Kızımı son kez görememenin buruk acısı içinde taburcu oldum. Reina’mın cenazesine sadece dört kişi gelebilmişti. Kendimi her şeyin bittiğine inandırmıştım fakat hiç bir şeyin bitmediğine ve buna alışmamız gerektiğini gördüm. Şimdi zaman geçmiyor, kızım yok ve bunun sorumlusu olduğum düşüncesi beni günden güne kahrediyor. Bu acının tarifi yok ve unutmak kolay değil. Bakalım daha neler göreceğiz, en kısa zamanda her şey eskisi gibi olması dileği ile..
Tuğçe KOYUNCU







Yorumlar