top of page

Çocuk

  • Yazarın fotoğrafı: Gardenya
    Gardenya
  • 13 May 2020
  • 2 dakikada okunur

Saat 03.04 olmasına rağmen eşim hala eve gelmedi. Eve geleceğinde olacakları tahmin edebiliyordum. Bu saatte eve geliyorsa kesin içerek gelmiştir. Eşimin gelmesini beklerken kızımın oyuncaklarla dolu odasına gittim ve yanına yattım. Gözümü tam kapatacakken kapı çaldı. Işıkları açıp kapıya doğru ilerledim. Kapıyı açtığımda karşımda ayakta bile durmakta zorlanan eşimi gördüm. Bu şekilde geleceğini tahmin ediyordum sürekli böyle geliyor. Yüzüme bile bakmadan salona gitti. Bende kapıyı kapatıp ona bir kahve yapmak için mutfağa doğru ilerledim. Kahvesini yapıp yanına gittim ve bana “Senden kahve mi istedim?” diye bağırdı. Ani bir sinirle elimde ki kahveyi yüzüme doğru fırlattı. Canım o an o kadar çok yanmasına rağmen belli etmeden lavaboya doğru ilerledim. Tam yüzümü yıkarken aynada ki yansımadan yanıma geldiğini gördüm. Arkamdan gelip “Özür dilerim, ani bir sinirle oldu.” dedi. Sahte bir gülücükle “Sorun değil, ben sadece ayılman için kahve yapmak istedim.” dedim. Yüzümü yıkadıktan sonra odamıza gidip uyuduk. Aradan yaklaşık bir hafta geçti. Bütün hafta boyunca eve içerek geldi. Her gün aynı olayları yaşıyordum ama sesimi çıkaramadım. Bu sessizliğim o gün eve son gelişine kadar sürdü. O gün kızım ve ben resim yapıyorduk. Saat 20.13’tü, her şey normaldi. Kapı çaldı, kızımla birlikte kapıyı açtık. Eşim yine içmişti ve bana bağıracaktı ama bu sefer kızım uyumuyordu. Yüzüme bile bakmadan içeri geçti. Bana bağırarak yemek hazırlamamı söyledi. Ona yiyecek bir şeyler hazırlayıp götürdüm. Yemeğini yerken yemeğin çok sıcak olduğunu söyleyip bana bir kez daha bağırdı. Ona sessiz olmasını ve kızımızın yanımızda olduğunu söyledim. O ise beni dinlemedi ve bana sertçe tokat attı. Sessiz kalmaya çalışmıştım çünkü kızımın bundan etkilenmesini istemiyordum. Bütün sessizliğime rağmen o durmadı. Bir, iki derken kendimi yerde kanlar içinde buldum. O anda her şey altüst olmuştu, kızım “Anne!” diye seslenmişti bana. Ufak bir tebessümle kızıma “Bir şey yok kızım, sadece düştüm.” dedim. Eşim bağırmaya devam ediyordu, dayanamayıp ona “Lütfen bağırma, kızımızın yanında bunları yapma.” dedim. Eşim beni dinlemedi ve bağırarak evden çıktı. Kızım çok korkmuştu, bir yandan onu sakinleştirmeye çalışıyordum bir yandan ise yüzümdeki kanları silmeye… Aradan bir saat geçtikten sonra eşyalarımızı toplayıp evden çıktık ama gidecek hiç bir yerimiz yoktu. Gecenin soğuğunda biraz düşündükten sonra polise giderek durumu anlattık. Onca süreden sonra ilk kez eşimi şikâyet etmiştim. Aslında içten içe şikâyet ettim diye korkuyordum, kızıma zarar vermesinden korkuyordum. Birkaç saat sonra oradan çıkıp annemin evine geldik. Aradan bir süre geçti ve sadece uzaklaştırma kararı verdiler. Eşimden uzaklara gitmek için annemin evinden çıkıp Ankara’ya kız kardeşimin evine gittik. Bir süre orada kaldık ve bu süre içinde eşimle boşandık. Hiçbir sorun çıkartmamıştı hatta benden özür bile dilemişti. Çok şaşırmıştım benden özür dilemesine, meğer mahkeme ona ceza vermesin diye özür dilemiş. O zamandan sonra hiç görüşmedik. Günler, aylar, yıllar derken kızım büyümüştü ama o günleri asla unutamıyordu. Unutamasak da zamanla alışmıştık ve yeni bir sayfa açmıştık, herkesten her şeyden uzakta...

Savaşın ve şiddetin olmadığı bir dünyada yaşadığımızı düşünüyorsak çok yanılıyoruz. Her gün yüzlerce hatta binlerce şiddet haberi duyuyoruz. Bunu kesinlikle temaslı şiddet olarak algılamayalım, sözlü yapılanlarda bir şiddettir. Peki, bunun çocuklar üzerindeki etkisini hiç düşünüyor muyuz?

Tuğçe KOYUNCU



 
 
 

Son Yazılar

Hepsini Gör

Yorumlar


Bize Yazılarınızı Veya Düşüncelerinizi İletin..

Gönderdiğiniz için teşekkürler!

© Bütün telif hakları Gardenya Blog'a aittir..

bottom of page